Davamız

·        Yüce Kur’an’a ve Sahih Sünnet’e dönmek, Kur’an ve Sünneti bu ümmetin selefinin (sahabe – tabiun – etbeuttabiun) anladıkları ölçüde anlamak, hayatın  her sahasına Kur’an ve Sünneti hakim kılmak.

Bu konuda Allâhu Teâlâ’nın şu ayeti yol göstermektedir: “Hidayet kendisine tebliğ edildikten sonra kim Rasule karşı çıkar ve mü’minlerin yolundan başka bir yola saparsa, onu seçmiş olduğu yolda bırakır, cehenneme atarız. O ne kötü bir düşüştür.” Nisa 115.

·        Müslüman’ın hayatına girmiş olan şirkin her çeşidini temizlemek. Münker olan her beşeri ideolojiden ve bidattan sakındırmak, İslam’ın özünü bilen muteber hadis alimleri tarafından kusurlu görülen bütün zayıf ve mevzu rivayetlerden sünneti arındırmaktır. Çünkü bu iftiralar, tertemiz olan İslam’ı bozmakta ve Müslümanların önünde her zaman bir engel teşkil etmektedir.

·        Müslümanları hak din ile terbiye etmek ve onları, İslam’ın ahkamını yürürlüğe koymaya teşvik etmek. İnsanları, Allâh’ın rızasına ulaşmak hususunda kefil olan İslam’ın edep ve faziletiyle süslenmeye çağırmak ki, ancak bu haslet ile saadete erişip zirveye ulaşılabilinir.

·        İnsanları gerçek ve sahih anlamda Allâh sevgisine davet etmek. Buda ancak takva ve taatle olur. Ayrıca insanları Rasulullah sevgisine davet etmek ki, bu da, O’na uymak ve kendisini en güzel örnek kabul etmekle olur.

·        İmam Malik {rahimehullah}’ın ifade ettiği şekilde, insanları Selefi Salihin’in yoluna döndürmek: “Bu ümmetin evveli (selefi) ne ile ıslah olduysa, sonra gelenleri de öyle ıslah olur. O gün dinde olmayan şey bu gün de dinden değildir.”

·        İslam birliğini kurmak için azimkar olmak ve Müslüman cemaatlerin programlarını hak üzere ve hak yolda toplamaya gayret göstermek. Müslümanların vahdeti yerine, dağılmalarına sebeb olan hizipçilik musibetinden uzak kalmak. Çünkü biliyoruz ki bu hizipçilik, İslam kardeşliğinin temiz atmosferini yok etmektedir.

·        Çağın şu andaki bütün problemlerine İslam’ın sunduğu çareleri ve huzuru takdim etmek, Rabbani toplumu yeniden oluşturabilmek ve yeryüzünde Allâh’ın hükmünü tatbik etmek için Rasûlullâh {sallallâhu aleyhi ve sellem}’in ölçülerinden taviz vermeksizin çalışmak.

İşte bu bizim gayemizdir. Bütün Müslümanları, ayırım gözetmeksizin, topluca bunları hayata geçirmeye ve bizlere yardımcı olmaya çağırıyoruz. Çünkü baki olan İslam’ın yeniden yayılması için samimi kardeşlik duygularıyla, saf bir muhabbetle ve en önemlisi de Allâh’ın yardımıyla, bu gayeyi hayata geçirmek, üzerimize büyük bir emanettir. Saf, katışıksız gönüller, Allâh’ın vaadı, zaferi ve nizamının gerçekleşmesinin teminatıdır. 

“Şeref Allâh’ındır, Rasulunundur ve bütün mü’minlerindir.” Münafikun 8.